KUDÜSTE NELER OLUYOR?
Önce Mescidi aksanın bulunduğu harem bölgesini kapıların kapatarak Müslümanların Mescidi Aksaya girişini engellediler . Sonra 50 yaş altınının girişini engellediler. Arkasından 100 civarında İsrailli Siyonist, Polis ve askerlerin desteğinde Mescid-i Aksanın bulunduğu alana sokuldu. Buna Müslümanlar tepki gösterince İsrailli askerler Kıble Mescidine girerek ortalığı savaş alanın döndürdüler.
1967 savaşından beri ilk defa Mescid-i Aksa'yı İsrail askerleri postalları ile çiğneyerek Kutsal Kitabın yerlere saçılmasına sebep oldular. Böylece Müslümanların 3. haremi Şerifi ayaklar altına alınmış oldu. Sonuç Kullanılan plastik mermi ve gaz bombaları ile onlarca Filistinli ve haberci yaralandı.
İsrail yönetimi olayların bu noktaya geleceğini ve ileriki günlerde - Allah korusun- daha da vahim hale dönüşeceğini bilmekteydi !
İSRAİL NEYİ AMAÇLIYOR ?
1- Müslümanların Kudüs'teki en kutsal mekanı olan Hareh-i Şerifi ikiye bölerek Müslümanlara küçük bir alan bırakmak.
2- Mescidi Aksa'yı yıkarak yerine bir Yahudi(Siyonist) mabedi yapmak
Böylece tüm Filistinlileri köşeye sıkıştırarak köleleştirmek
3-Nihai hedefte tüm Müslüman ülkelere bölgede en güçlü devleti olduğunu kanıtlayarak Ortadoğu'yu yeniden dizayn etmek.
ZAMANLAMA DOĞRU MU?
Amaçlarına ulaşmak için İsrail uzun yıllardan beri uygun bir süreç ve uygun bir konjonktür beklemekteydi. Esasen bu uygun zamanı yakalayabilmek için süreci kendisi ve ABD hazırlayarak İŞİD''i pimi çekilmiş el bombası gibi en stratejik coğrafyaya saldılar. İslam Aleminin Suriye ve Irakta İŞİD''le uğraşırken sinsi planlarını devreye sokarak "büyük projeleri" için , geri sayıma başladılar.
Filistin'de bu gün için yaşananlar yakında meydana çıkacak yukarıda değinmeye çalıştığımız bükük planın bir tatbikatı olarak sahneye konulmuştur. Eğer İslam alemi bu komplonun ilk safhasını sinesine çekerse arkasından büyük plan ın 2. ve 3. safhaları devreye sokulacaktır.
ENGELLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR.
Özellikle Filistin ve Mescid-i Aksa konusunda bilinçlenmemiz gerekmektedir. Bu konuda Aydınlara ,STK ve devlete büyük görevler düşmektedir. En azından birey olarak bazı ülke mallarının boykot desteklenebilir. Herhangi bri taşkınlık ve tahribe sebep olamadan Yapılacak yasal telin mitinglerine ve yürüyüşlere katılmalıyız.
STK ve siyasal partiler sadece kınamakla kalmayarak devletimizin hedefe ve çözüme yönelik adımlar atması için elinin güçlenmesini ve önünün açılmasını sağlamalıyız. Bu konudaülkemiz tek yürek ve tek vücut olmalıdır.
Devletimize gelince sorun pek çok İslam ülkesi ile beraber, BM taşınarak yaptırım kararı çıkmasını sağlamalıdır. Ayrıca AB siyasi platformlarına taşınarak bazı yaptırım kararları alınmalıdır.. Bu konuda Dışişleri bakanlığında acil bir kriz masası oluşturularak. Ortadoğu uzmanlarının da görüşleri alınıp gerekli taktik ve stratejik planlar devreye sokularak önleyici tedbirler alınmalıdır.
Bazılarına göre konu Arapların veya Filistinlilerin Meselesi olarak görülebilir. Siyonist İsrail Mescid-i Aksa planında başarılı olursa sıra Türkiye'ye gelecek-tir. .Çünkü yayılmacı amacına engel olabilecek ülkenin Türkiye olduğunu bilmektedir.
Eğer Sorunun barışçı amaçlarla çözümü için, ülkemiz elinden gelen Ekonomik ve Siyasal çabaları sergiler; toplumumuzda bu meseleni kendi meselecisi olduğunua inanarak sahip çıkarsa; sonuç Filistin halkının ve Ortadoğu ülkelerinin hayrına olacağına inanmaktayız.,
"Eğer İnanıyorsanız galipsiniz.".....
Papa’nın Filistin Gezisi Nasıl Okunmalı
Miraç Kandilinde Kudüs’te olmak üzere bir tura katılmıştım. Seyahatle ilgili gözlem ve anılarımı ilerde yazmayı planlamaktayım. Gezinin yapıldığı süreç, Papa’nın Filistin ve İsrail gezisine rastlamıştı,bu nedenle Papanın gezisini kısaca değerlendirmekte çeşitli yararlar bulunmaktadır.
Papa Francis şimdiye kadar Filistin bölgesini ziyaret eden ilk Papa olarak tarihe geçmiştir. O nedenle ziyaret, gerek Hıristiyan Dünyası ve gerekse Filistin adına oldukça önem taşımak-tadır. Miraç gecesinin öncesinde Papa’nın Doğu Kudüs’e gelerek, Vatikan’ın Zeytin Dağındaki misafirhanesine yerleşmesiyle Şehirde önemli güvenlik tedbirleri alınarak bazı yollar ulaşıma kapatılmıştı.
Papa’nın Kudüs’e Tel Aviv Bengurion havaalanından giriş yapmayarak, Ürdün’ün başşehri Amman’dan Batı Şeria (Filistin) yoluyla doğrudan Beytlahim’e geçmesinin özel bir anlamı vardı. Sanırım oradan girişiyle verdiği mesajında “ Filistin halkına desteğini” belirtmek istemişti. Nitekim İsrail yetkililerden önce Beytlahim’de Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la görüşmesi de bu düşünceyi desteklemektedir.
Basından öğrendiğim kadarı ile “Papa’nın kutsal makamına güvendiğini” belirten Mahmut Abbas, barış müzakerelerinin yeniden devam etmesini arzuladıklarını belirtmiştir. Abbas, “Biz Papa’nın ziyaretini fırsat bilerek, komşumuz İsrail’i barışa davet ediyoruz. Müzakerelere tekrar devam edebilmek için çağrıda bulunuyoruz.” Diyerek Filistin halkının barışa olan özlemini vurgulamıştır.
Papa yaptığı konuşmada "Tüm kalbimle, İsrail-Filistin arasındaki kabul edilemez anlaş-mazlıkların sona erdirmenin vakti geldiğini belirtmek isterim. Adalet ve barışın tesisini hedefleyen girişimlerin artırılması herkesin yararınadır. Barış ve iyilik için herkesin cesurca adımlar atmasının tam zamanıdır." diyerek İsrail’i barış masasına davet etmiştir. “İsrail’in var olma ve uluslararası olarak sınırlarının tanınma hakkı olduğu gibi, Filistin halkının da tanınmış ve özgürce yaşayacağı bir vatana sahip olma hakkı var.” Diyerek de Filistin’e uluslararası destek çağrısında bulunmuştur.
Kudüs’ten özel araçla Beytlahim’e geçerken programında olmadığı halde, Filistin’i hapishaneye çeviren “ Utanç Duvarı”nın önünde aracını durdurarak “Özgür Filistin” yazısının bulunduğu yerde sağ elini duvara koyup “duvarların ortadan kalkması için” dua etmesi oldukça dikkat çekicidir.
Papa’nın ziyaretinden bir gün önce Beytlahim’deki Doğuş Kilisesini bizim grupla beraber ziyaret etmiştim. Şehirde olağanüstü bir gün yaşanmaktaydı. Sokaklar Filistin bayrakları, Mahmut Abbbas ve Papa posterleri ile süslenmişti. Doğuş kilisesini ve çevresindeki meydan Papa Francis’in ziyaretine hazırlanmaktaydı. Şehre Papanın ziyareti nedeniyle oldukça yoğun bir Hıristiyan turist akınının olması ekonomik dar boğazda olan Filistin halkı için oldukça önemli mali destekti.
Filistin halkının % 5-6’sını Hıristiyan nüfus oluşturmaktadır. Bu nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehirlerden birisi de Beytlahim’dir. Gezi boyunca karşılaştığımız Filistinli Hıristiyanların da, Filistin davasını Filistinli Müslümanlar kadar benimsemiş olması, dikkatimizi çekmişti. Yahudiler bu konuma hazmedemiyorlardı! Anladığım kadarıyla tarihi nedenler dolayısıyla Müslümanlardan çok Hıristiyanlara nefret duymaktaydılar.
Burak Duvarı ( Yahudilerin Ağlama Duvarı) ziyaretimizde konuştuğum genç bir Yahudi’nin, “Hangi inançtan ve milletten olduğumu sorduğunda, “Müslüman ve Türk” olduğumu söylediğimde, oldukça ilgisini çekmiş olmalı ki : “ Siz Türkler neden Hırıstiyanların kutsal saydığı mekanları ziyaret ediyorsunuz?“ dediğinde; ben,“Hz. İbrahim, İshak, Musa, Davut ve İsa’da bizim peygamberlerimiz” olduğunu söyleyince hayret içerisinde kalmıştı. “Gördüğün gibi sizin de kutsal saydığınız yerleri de ziyaret ediyoruz” dediğimde afallamıştı. Fakat ne demek istediğimi anladığından da pek emin olamadım!
Papa Mescid’ül Aksa’da
Doğuş Kilisesinde bir ayin yönettikten sonra, kurulan platformda meydanda toplanan halka vaaz edip dua ederek Beytlahim’den ayrılıp Kudüs’e dönmüştü. Miraç Gecesini Kudüs’teki Vatikan’ın misafirhanesinde geçiren Papa Francis, sabahleyin Kubbet’ül Sahra’yı ziyaret ederek Müslümanlara dostluk mesajı vermiştir. Miraç gecesi bizde Kubbe’tül Sahra ve Mescid-i Aksa’da geceyi ihya etmeye çalışmıştık. Ayrılırken görevliler Papa’nın ziyareti için Mescid-i Aksa’nın sabah namazında kapalı olacağını bildirdiklerinde, özellikle Türklerin itirazı oldukça yüksek olmuştu. Durum ilgililere iletilmiş olmalı ki Papa Mescid-i Aksa yerine ,bahçesindeki Hz. Peygamberin Miraca yükseldiği yerde yapılmış olan Kubbe’tül Sahra’yı ziyaret etmişti. Bu ziyaret Papalık tarihinde bir ilk olması bakımından da anlamlıdır.
Kubbet-üs Sahra’yı ziyaret eden Papa Franciscus, kapıda Ürdün Kralı Abdullah’ın yardımcısı Prens Gazi bin Muhammed, Filistin Müftüsü Şeyh Muhammed Hüseyin ve önde gelen Filistinliler tarafından karşılanmıştır. Mescide girerken ayakkabılarını çıkararak büyük bir saygı içerisinde iç mekanı merakla izleyerek, ilgililerden bilgi almıştır. Papa daha sonra oradan yürüyerek Yahudilerce kutsal mekan sayılan , “Ağlama Duvarına” geçmiştir.
Papa Kudüs ziyaretinde protokol gereği İsrail’in kurucusu sayılan Siyonist Theodor Herzl'in mezarı ve Müzeyi de gezmiştir.Bu ziyaretleri ile de Siyonist Yahudilerin de gönlünü almak istemiştir. Bir çok gözlemci tarafından “Papa’nın Filistin ziyaretiyle birlikte ilk kez doğrudan Netanyahu ile görüşmesi de Vatikan’ın Filistin’deki sürece bir desteği olarak” yorumlanmıştır. Bilindiği gibi, Netanyahu’nun 2013 sonbaharında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile “Ortadoğu Barış Süreci”ni görüşmek için Roma’ya yaptığı ziyaret sırasında Papa ile de görüşmek istemişti. Ancak Vatikan görüşmeyi dolaylı bir şekilde reddedince İsrail Devleti ile Vatikan arasında soğuk rüzgarlar esmişti.
Bazı gözlemciler , “Papa’nın ziyaretinin Gazze’nin yönetimini elinde bulunduran Hamas ile Batı Şeria’daki yönetimi sürdüren El Fetih’in uzun bir aradan sonra bir araya gelerek oluşturulacak birlik hükümeti kurma ve ulusal seçimler konusunda ortak bir inisiyatif geliştirmeyi kabul etmesinden sonra gerçekleşmiş olmasını, oldukça manidar bulmaktadır.
Esasen Papanın ziyareti, tarihe geçecek önemli bir ziyaret olarak ileride sosyal ve siyasi pek çok yankı bulacaktır.
Son Söz Yerine
Papa’nın uluslararası politik arenada siyasal gücü fazlaca etkili olmamakla birlikte ,Katolik dünyasındaki Hıristiyanlar arasında önemli bir idoldür. Bu nedenle Katolik ülkelerin siyasi liderleri için de saygıda kusur edilmemesi gereken bir otoritedir. Bu ziyaretinde vermeye çalıştığı mesajlar ve bilhassa Netanyahu’dan önce Mahmut Abbas’la görüşmüş olması Filistin ile İsrail arasında eşit devlet statüsünü belirtmesi açısından önemlidir.
Pek çok ülke vatandaşı ve politikacısının İsrail kontrolündeki giriş kapısından Filistin bölgesine geçerken görmezden geldiği “Utanç Duvarı”nın önünde Papa’nın dua etmesi, oldukça önemlidir.. Müslümanların Mekke ve Medine’den sonra üçüncü Haremi olan Peygamber Efendimizin Miraca yükseldiği Kubbet’ül Sahra’yı ziyaret etmiş olması da Dünyadaki Müslümanlara ve Filistinlilere verilen özel bir mesaj olarak yorumlanabilir.
Fakat ziyaretin tamamından öne çıkan, Papa Francis’in Filistin-İsrail barışı konusunda görüşmelerin kesildiği döneme rastlamasıdır. Yine bu kesintinin arkasından Gazze yönetimini elinde bulunduran Hamas İle Batı Şeria yönetimi el-Fetih’in birlikte hareket ederek uzlaşı hükümeti kurma çalışmaları sırasına rastlaması da dikkat çekicidir.
Papa’nın, Mahmut Abbas ve Benyamin Netanyahu’yu Vatikan’a birlikte duaya çağırması pek çok gözlemci tarafından Papa’nın arabuluculuk teklifi olarak değerlendirilmiştir. Vatikan’ın arabuluculuğu, ümit edilir ki İsrail yanlısı John Kerry’in arabuluculuğundan barışa daha fazla katkı sağlayabilir. Hele Hamas’ın barış ve uzlaşma arayışı için Filistin Kurtuluş Örgütü El Fetih’le dış dünyada beraber yapacağı temasları, Filistinliler tarafından merakla beklenmektedir.
Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen barışın yakın bir süreçte gerçekleşebileceğini ümit etmek İsrail’in emperyalist düşünceleri nedeniyle hayaldir. Fakat Filistin Devletinin resmen ilan edilerek, uluslararası arenada siyasal ve hukuk mücadeleleri verilmesine bağlıdır. Bu konum Filistinlilerin elini iyice güçlendirecektir. Sonunda oluşacak uluslararası ağır yaptırım ve tazminat davaları İsrail’i eninde sonunda köşeye sıkıştıracaktır. Mutlak barışın gerçekleşerek Filistin’in özgür olması ise İslam Aleminin uyanışına, Mescid-i Aksa ve Beyt’ül Makdis’in anlamının kavranmasına bağlıdır
Filisin toplumu diğer İslami ülkelerden çok Türkiye’ye umudunu bağlamış bulunmaktadır. Sadece dualarla yetinmeyip, İsrail’in utanç duvarlarıyla ördüğü Filistin’i ziyaret etmemizi beklemektedirler! Bu ziyaretlerden bir umut ışığı görmekte ve önemli mutluluklar duymaktadırlar. Sonunda hiç de arzu edilmeyecek olan“ Ya İstiklal ya ölüm” parolasına sarılmak zorunda kalırlarsa, kurtuluşları ümitlerini canlı tutmalarına bağlıdır.Aslında topyekun o noktaya geldiklerinde, İsrail’in bütün haklarını vermeye hazır olduğunu da göreceklerdir.
Her asırda meta ve bir mekanla test edilen müminin imanı asrımızda mal-mülk, servet ve Kudüs ile test edilmektedir. Hıristiyan Papanın kendi dindaşlarının mutluluğu için yerine getirdiği görev, Müslüman’ım diyenler için çok mu zor acaba ?...